13 Şubat 2012 Pazartesi
MÜMİNCE HAREKET TARZI...
...her mü'minin mü'mince davranması çok önemlidir. Değilse kâfirce sıfatların mağlûbu ve dolayısıyla da onların mahkûmu olur. Başka bir ifadeyle, eğer iman, onun içinde mü'min sıfatlarının öne çıkmasına vesile olamamış ve sistemli çalışamama, vahdeti koruyamama, kendi insanına karşı hazımsız davranma, küçük meseleleri büyütme ve onlarla kavga çıkarma gibi kâfirce sıfatlardan uzaklaştıramamışsa, o kendinden beklenen fonksiyonu eda edemiyor demektir ki, bu da, böyle olumsuz şeyleri kambur gibi sırtında taşıyan bir mü'minin muvaffak olmamasını netice verir. (İdeal İnsan, Fikir Atlası)
NASIL BİR MAARİF?
Eskiden medreselerde hakaike, tahlil ve terkibe kapalı "hafız-ı Kur'ân" yetişirdi, günümüzde de okullarda, sadece "hafız-ı kimya", "hafız-ı fizik" vs. yetişmekte. Ezbercilik muhakemenin önünde, zekâ dogmalara bağlı ve dumur yaşamakta, buna karşılık şablonculuk gırla gitmekte... İşte böyle bir ortamda -Einstein ruhlu insanlar olsa bile- hiçbir zaman o ayarda dâhiler yetişmeyeceği açıktır. Çünkü zemin, böylelerinin yetişmesine müsait değildir; kalıplar önceden konmuş ve ona uygun insanlar yetiştiriliyor. Öyle ki o şablonun dışına çıkanlar asi sayılıyor. Bu itibarla, en başta bu yanlışlığın düzeltilmesi gerekmektedir. (İnsan Yetiştirme, Fikir Atlası)
25 Aralık 2011 Pazar
KALEMLE YAZMAKLA OLMUYOR, GEL ERKEK ERKEĞE KONUŞALIM!
Eskiden koyunlarımız vardı. On günde bir kez onlara tuz verirdik. Eğer on gün geçer ve koyunlar hala tuzlanmaz ise, hayvancıklar otlamayı bırakır, çobanın arkasına takılır ve sürekli meleşirlerdi. Sonunda bu meleşme ve takipten bıkan çoban koyunları tuzlamak zorunda kalırdı.Nedense bu videoyu izleyince ilk aklıma gelen bu hatıram oldu.
---------------------------------------------------------
Rahman’ın has kulları o kimselerdir ki onlar yerde tevazu ile yürürler. Cahiller kendilerine laf atarsa “Selâmetle!” derler. (Furkân Suresi 63. ayet)
30 Ağustos 2011 Salı
ASIL TERÖR YOLLARDA...
24 Ağustos 2011 Çarşamba
ÖLÜM VE ÖLÜMSÜZLÜK VE ŞİRK ÜZERİNE DÜŞÜNCELER........
Nuray Mert Milliyetteki yazısında "Nihayetinde hayatın en temel meselesi, Camus’nün hatırlattığı gibi, ‘ölüm’dür ve ölüm en büyük mutlak eşitlik uyarısı, hatırlatıcısıdır. İnsan gerçeğinden kaçışın en uç noktası ölümsüzlüğe yeltenmektir ve en büyük ‘şirk’tir." demiş. Biraz derinlemesine düşününce bazı itirazlarım oldu.
Şöyle ki:Bence hayat ne oranda eşitlikse, ölüm de ancak o oranda eşitlik demektir. Ölüme ancak son nefesi verme anlamında 'bir eşitlik uyarısı' denebilir ama o son nefesi neden ve nasıl verdiğimiz noktasında da farklılıklar olduğu aşikardır. Peki son nefesi verdikten sonra acaba mutlak eşitlik var mı? Onu da bekleyip göreceğiz.
Ayrıca İslam terminolojisinde 'şirk' ölümsüzlüğe yeltenmek anlamı taşımaz.Aksi halde “tedavi olmak da Allah’ın takdiridir. Tedavi olunuz, Zira Cenab-ı Hak hiçbir hastalık yaratmamıştır ki, devasını da yaratmış olmasın. Sadece biri, yani yaşlılık, müstesna” hadis-i şerifinin bir anlamı olmazdı. Bence 'Şirk'in anlamı; Bir olan 'O Ölümsüz'ün rolünü çalmaya yeltenmektir.
20 Ağustos 2011 Cumartesi
İŞTE! BENİM MİLLETİMİN TERBİYESİ VE NİMETE SAYGISI!
Karşılaşma boyunca İspanyol taraftarlar tarafından sürekli taciz edilerek yabancı cisimlere maruz kalan deneyimli kaleci, konsantrasyonunu hiç bozmadı ve kalesinde devleşerek 'gemisini kurtaran kaptan' oldu.

Mücadelenin son dakikalarında ise deneyimli kalecinin başına ilginç bir olay geldi. Athletic Bilbao taraftarları, Tolga'ya ekmek fırlattı. Ekmeği kalesinin önünde gördüğün de çok şaşırdığını söyleyen Tolga, "Bir baktım kalenin önünde ekmek var. Kalecilik hayatımda hiç böyle bir olayla karşılaşmamıştım. Şoke oldum. Somali'de insanlar ekmek bulamayıp açlıktan ölürken, Bilbao taraftarlarının bana ekmek atmasını hayretle karşıladım" dedi.
Ekmeği görür görmez yerden aldığını da belirten Tolga, "Ekmek nimet olduğundan hemen yerden aldım ve öpüp alnıma getirdikten sonra kale direğinin yanına koydum. Somali'de insanlar açlık çekiyor. Aklıma bir anda bu geldi. Çok üzülmüştüm" diye konuştu.
13 Temmuz 2011 Çarşamba
%50 ANALİZLERİ ÜZERİNE...

Seçimler bitti, ama AKP nin %50'lik oy oranının pisiko-komik ve sosyo-komik analizleri henüz bitmedi. Hiç bir analizci diğer %50'lik kesime hitap edip AKP'nin karşısına ikinci büyük partiyle geçmenin yol ve yöntemleri üzerine psikolojik ve sosyolojik tahliller yapma ihtiyacı hissetmiyor. Hatta onlar hiç bir araştırma sonuçlarına dayanmayan analizlerle uğraşırken, AK parti diğer %50'ye neden ulaşamadığı üzerine kafa yoruyor. Ve AKP genel başkanı en az oy aldıkları Trakya bölgesinde Kırkpınar yağlı güreşleri finalini izleyerek, CHP'li belediye başkanının elinden altın kemer giyiyor.
Son okuduğum yazıdan sonra, ben de bu %50 analizcileri hakkında bir analiz mi yapsam acaba derken aklıma şu fıkra geldi.
Sherlock Holmes ile Dr. Watson kampa giderler. Güzel bir yemek yiyip bir şişe de şarabı devirdikten sonra uykuya dalarlar. Birkaç saat sonra Holmes uyanır ve arkadaşını dürtükler.
"Watson, yukarıya bak ve bana ne gördüğünü söyle!"
Watson cevap verir:
"Milyonlarca yıldız görüyorum."
Holmes sorar:
"Bu sana neyi gösteriyor?"
Watson bir an düşünür ve yanıtlar:
" Astronomik olarak milyonlarca galaksinin ve dolayısıyla milyarlarca gezegenin varlığını görüyorum. Yıldızların konumuna bakarak saatin 3'ü geçtiğini anlıyorum. Teolojik olarak Tanrının kudretini ve kendi acizliğimizi görüyorum. Meteorolojik açıdan da bugün havanın çok güzel olacağını tahmin ediyorum. Neden sordun? Sana ne gösteriyor?"
Holmes arkadaşını sabırla dinlemiştir ama artık dayanamaz:
"Ulan hıyar, çadırımızı araklamışlar!"
"Watson, yukarıya bak ve bana ne gördüğünü söyle!"
Watson cevap verir:
"Milyonlarca yıldız görüyorum."
Holmes sorar:
"Bu sana neyi gösteriyor?"
Watson bir an düşünür ve yanıtlar:
" Astronomik olarak milyonlarca galaksinin ve dolayısıyla milyarlarca gezegenin varlığını görüyorum. Yıldızların konumuna bakarak saatin 3'ü geçtiğini anlıyorum. Teolojik olarak Tanrının kudretini ve kendi acizliğimizi görüyorum. Meteorolojik açıdan da bugün havanın çok güzel olacağını tahmin ediyorum. Neden sordun? Sana ne gösteriyor?"
Holmes arkadaşını sabırla dinlemiştir ama artık dayanamaz:
"Ulan hıyar, çadırımızı araklamışlar!"
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


