13 Temmuz 2011 Çarşamba

%50 ANALİZLERİ ÜZERİNE...


Seçimler bitti, ama AKP nin %50'lik oy oranının pisiko-komik ve sosyo-komik analizleri henüz bitmedi. Hiç bir analizci diğer %50'lik kesime hitap edip AKP'nin karşısına ikinci büyük partiyle geçmenin yol ve yöntemleri üzerine psikolojik ve sosyolojik tahliller yapma ihtiyacı hissetmiyor. Hatta onlar hiç bir araştırma sonuçlarına dayanmayan analizlerle uğraşırken, AK parti diğer %50'ye neden ulaşamadığı üzerine kafa yoruyor. Ve AKP genel başkanı en az oy aldıkları Trakya bölgesinde Kırkpınar yağlı güreşleri finalini izleyerek, CHP'li belediye başkanının elinden altın kemer giyiyor.
Son okuduğum yazıdan sonra, ben de bu %50 analizcileri hakkında bir analiz mi yapsam acaba derken aklıma şu fıkra geldi.

Sherlock Holmes ile Dr. Watson kampa giderler. Güzel bir yemek yiyip bir şişe de şarabı devirdikten sonra uykuya dalarlar. Birkaç saat sonra Holmes uyanır ve arkadaşını dürtükler.
"Watson, yukarıya bak ve bana ne gördüğünü söyle!"
Watson cevap verir:
"Milyonlarca yıldız görüyorum."
Holmes sorar:
"Bu sana neyi gösteriyor?"
Watson bir an düşünür ve yanıtlar:
" Astronomik olarak milyonlarca galaksinin ve dolayısıyla milyarlarca gezegenin varlığını görüyorum. Yıldızların konumuna bakarak saatin 3'ü geçtiğini anlıyorum. Teolojik olarak Tanrının kudretini ve kendi acizliğimizi görüyorum. Meteorolojik açıdan da bugün havanın çok güzel olacağını tahmin ediyorum. Neden sordun? Sana ne gösteriyor?"
Holmes arkadaşını sabırla dinlemiştir ama artık dayanamaz:
"Ulan hıyar, çadırımızı araklamışlar!"

3 Haziran 2011 Cuma

SALLA BAŞINI, AL MAAŞINI!

"Salla başını, al maaşını" deyişi milletimize tek parti döneminin hediyesiymiş... 20 mayıs 195o gününe ait milliyet gazetesinin başyazarı bakın ne diyor:



1 Haziran 2011 Çarşamba

YALANCI! YALANCI! SANA KİMSE İNANMAZ....

Hazreti Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin ruh ikizi ve yol arkadaşı Şems-i Tebrizi Mevlana ile olan dostluklarını çekemeyenler yüzünden Konyayı terkeder. Bunun üzerine Hz. Mevlana çok üzülür. Bir gün hazretin şehirde dalgın dalgın yürüdüğünü gören bir deli yanına yaklaşır.
"Şems-i Tebrizi yi gördüm" der ona... "Sana selam söyledi."
Hazret hemen sırtından cübbesini çıkarır ve deliye hediye eder. Ardından deli "kandırdım, kandırdım" diye hazretle eğlenmeye başlar.
Bu arada yanında bulunan talebesi sorar:
"Üstadım, o delinin yalan söylediğini bildiğiniz halde neden cüppenizi çıkarıp verdiniz?"
Mevlana cevap verir:
"Ben onun selamının yalanına cüppemi verdim. Gerçek olsaydı canımı verirdim."
....................................................................................................
Geçen aylarda bir tanıdığım İstanbul ile ilgili bir haberi paylaşmıştı. Kendisine İstanbulda yaşayan birisi olarak bunun doğru olmadığını ifade ettim. O dostum şunu söyledi. "Olsun yalan da olsa güzel..."
.....................................................................................................
Dün olup bitenler de bende aynı şeyleri çağrıştırdı. Başbakanı protesto eden bir emekli öğretmen kalp krizinden ölmüş. Bir kaç saat geçmedi ki hazırladıkları pankartlarla soluğu meydanlarda aldılar. "AKP mitinginde emekli öğretmen öldürüldü"
.....................................................................................................
Gazete okumalarımda öğrendim ki, 17 mayıs 1960 darbesinin gerekçelerinden bir tanesi de üniversite öğrencilerinin öldürülüp kıyma makinelerinde çekildiği haberleriymiş. Ama darbe sonrası topu topu beş kişiyi (ki onlarda farklı şekillerde ölen kişiler) birer şehit gibi törenle defnetmişler. Ama darbe öncesi öğrenci olaylarında parmağı olduğu düşünülen Sıddık Sami Onar kıyma olarak çekilen öğrenci cesetlerini bulamayınca bakın ne söylemiş: "Başka kayıplarımız da var. Ama belki onları hiç bulamıyacağız."



Velhasılı kelam, artık biz bu türlü dezenfarmasyonları yemiyoruz....