
Bugün Mevlana'dan övgüyle bahsediyor; ardı ardına dizeler paylaşıyoruz ya!.. Hatta o Mevlana Batı'da "Rumi" olarak biliniyor, pek çok kitabı tercüme ediliyor, elden ele dolaşıyor ya!..
Fakat... ...O Mevlana'ya devrinde Anadolu'nun muktedirleri neyi layık gördü biliyor musunuz? Moğol Ajanlığını...
Yüzyılın kan gölüne dönmüş Anadolu'sunda, kılıçların gölgesinde bir şehri, bir halkı küle dönmekten kurtarmak için seçtiği o çileli uzlaşma yolunun karşılığı, kendi çağdaşları tarafından işbirlikçilikle, hainlikle suçlanmak oldu.
Biz bugün o çileli yolculuktan sadece aşkı, sadece hoşgörüyü süzüp okuyoruz. Okuması kolay, süslü kelimeler paylaşması hoş... Ama o günün cehenneminde, inandığı o yolda yürürken atılan taşların acısını, edilen iftiraların ağırlığını kimse konuşmuyor.
Aslında değişen hiçbir şey yok... Genel temayüllere karşı duranların, farklı bir ufka bakanların kaderi asırlardır hep aynı. Kendi çağlarında anlaşılamaz, dışlanır, taşa tutulur ve hain ilan edilirler... Asırlar sonra ise isimlerine anıtlar dikilir, kitapları başucu eseri yapılır.
Yolcu değişiyor, devir değişiyor ama yoluna kaderi hiç değişmiyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder